İKİ BİLİNMEYENLİ DENKLEM
Yıllar nasılda çabuk geçiyor. Cumhuriyetin kuruluşundan beri koca 105 yıl geçmiş, o günden bugüne. 1920’den günümüze teknoloji gelişmiş, çağ değişmiş, uzayda bilinmeyenlerin keşfi hat safhaya ulaşmış. Kimin umurunda? İnsanların saplantıları yine ön planda. Beyinler örümcek bağlamış. Teknolojinin gelişmesi, çağın uzay çağı olması, beyinlere kurulan örümcek ağlarını silip atmaya ne yazık ki yetmiyor. İnsanoğlu saplantılarına takıldığı zaman, gayya kuyusuna düşmüş gibi, o kuyudan bir türlü çıkamıyor. Kendi gölgesiyle dövüşüyor, yel değirmenlerine kılıç sallıyor. Halbuki, sabah erken kalksa, doğan sabah güneşini ufukta izlese ve izlemeyi bir süre devam ettirse görecek ki Güneş bile her gün aynı yerden doğmuyor. Bir gün ikinci günle aynı değil! Bir gün diğerinden farklıysa, insanoğlu nasıl olurda saplantılarına tutsak olur. Onları neden hiç söküp atamaz beyninden? İnsanoğluna köktendincilik tapu mudur? Düşünün, eline silah verdiğiniz biri, elindeki silahı, hiç tanımadığı, kendini koruma...